Köyümüzün Tarihçesi:
Bayır; tarih bilgilerimize göre Ortaasyadan kalkıp, Altay ve Urallardan geçerek Malazgirtten Anadolu ya girmiş Oğuzların Kayı Boyuna mensup Türklerin kurduğu bir köydür. Bu köy, Doğu ve İç Anadolu bölgelerinden geçerek Akdenize gelmiş , Orta Torosların üzerindeki su başlarında kısa bir süre göçebe kavimler halinde yaşamış, daha sonrada şu anda bulundukları yerde, yerleşik düzene geçerek, orayı çevresinin bir kültür merkezi haline getirmiş ailelerin kurduğu bir kültür köyüdür. Bu aileler bu geleneği Cumhuriyet dönemindede sürdürmüş ve 1946 yılında Bayırda ilkokulu açarak bizlerin yetişmesine vesile olmuşlardır. İlk emeklisini 1950 de vermiştir. Bu yöre için bir ilktir. 
Tarih boyunca Bayır; çevresine sosyal, ekonomik ve kültürel alanda da örnek olmuştur. Bayır Osmanlılar döneminde camisinde yedi tane müderrisin(Profösörün) namaz kıldığı bir köy statüsüne yükselmiştir. Bayır'ı tanıyanlar ve bilenler Bayır için "Cennet Bayırın ya altında, yada üstündedir" demişlerdir.Bu övgüye mazhar bir köydür.
Bayır tarım ve hayvancılık alanında da çok ileriye gitmiş, her dönemde kendi yağı ile kavrulmuş, yiyecek ve giyecek ihtiyaçlarını kendileri üretmişlerdir. Ekonominin en zayıf döneminde , her eve dokuma tezgahı kurarak kendi ihtiyaçlarını üretmişlerdir. Hayvanlarını ve kendilerini yazın sıcağından korumak için Geyik Dağının güneyindeki vadiyi yayla olarak seçmişler ve buraya atalarının adından dolayı Oğuz Yaylası adını vermişlerdir.
Bayırın kendisininde, yaylasınında kurulduğundan bu yana ismi hiç değişmemiş, insanları hiç yozlaşmamıslardır. Bayırın insanları o günden bu yana hep aydın, onurlarına düşkün, son derece dürüst ve kültürlü kişilerdir.
Bayırlılar örf adet ve geleneklerine de çok düşkünlerdir. Her Bayırlı, "ben Bayırlıyım" demekten ve Bayır ailesinin bir ferdi olmaktan gurur duyar. Asil uygar ve saygılı davranışı ile çevresinde hemen fark edilir. Bu davranışının karşılığını, saygınlığını hep duymuş ve yaşamıştır. Buna bir örnek ise; Seferberlik döneminde Bozkır a yiyecek ikmaline giderken yolda, eşkiyalar tarafından soyulan kalabalık bir kervanın yolcuları arasında iki de Bayırlı bulunmaktadır. Soygun sırasında bu iki kişinin Bayırlı oldukları anlaşılınca eşkiyalar tarafından soyulmadıkları gibi, sadece Bayırlı oldukları için ayrıcalık gördükleri, itibar edildikleri, onurlandırıldıkları kervanda bulunan diğer kişiler tarafından günümüze dek anlatılagelmiştir. Bu durum sonsuza dek sürecektir.
Bayırlılar: inançlı, aydın, onurlu, çalışkan, misafirperver, ileri görüşlü, okumayı seven, okuyana saygı duyan, hoşgörülü insanlardır. Her bayırlının yüreği insan sevgisi ile doludur. Bayırlılar komşuları ile iyi geçinir, kimsenin hakkını yemez, kavga etmez. Her hakkın bir hukuku olduğunu bilir ve adalete inanır, güvenir, demokrat insanlardır.
Bayırlılar olarak bir çok kişi yaşamını Bayırın dışında sürdürmektedir (çoğunlukla Alanya ve Antalya). Komşularının ve bilhassa kendi köylülerinin sosyal etkinliklerine, düğün ve cenazelerine davetli olmasalar bile mutlaka katılırlar. Dünyanın neresinde olursa olsun iki dini bayramda, ciddi bir mazereti yoksa, her bayırlı kendi köyünde olmaya özen gösterir. Bilhassa bayramın birinci günü , bayram namazını müteakip kendi köylüleri ve yakınları ile kucaklaşarak bayramlaşmayı çok arzular. Aksi halde kendisini bayram yapmış saymaz. Aklında hep o cami, cami önündeki mahşeri kalabalık ve hasretle kucaklaşma vardır. O gün dargınlar barışır. Toplu ziyaretler yapılır. Yemekler yenir.
Bayır ailesinin birisinin vefatı her Bayırlıyı çok etkiler. O gün her Bayırlı işini gücünü bırakır, bütün randevularını iptal ederek vefat eden kişinin cenaze merasimine katılır. Duasını yapar. Son görevi vefat eden kişinin mezarına bir kürek toprak atmayı asla ihmal etmez.
Kısaca her Bayırlı iki dini bayramda kendi köyü Bayır'da olmayı . Bayram namazını müteakip kucaklaşarak bayramlaşmayı, varsa dargınları barıştırmayı, evlerine ziyaret etmeyi, ayrıca Allahın rahmetine kavuşmuş bir Bayırlının cenaze merasimine iştirak ederek taziyede bulunmayı kendisine ilke edinmiştir.
Hepimiz Bayırda doğdu ki bayırda gömülmeyi arzu ediyoruz. Ebeveynlerimize Bayırlı olmak gibi güzel bir miras bıraktıkları için şükran borçluyuz. Onların bıraktıkları bu mirası daha ileriye götürmek, yüceltmek ve onlara layık birer insan olmak her Bayırlı cocuğun, gencin temel amacıdır.
Sayın Hüseyin YÜKSEL' in 03.06.2000 tarihinde Bayırlılar Telefon Rehberi için kaleme aldığı yazıdan derlenmiştir.
Yazdırılabilir Sayfa Görünümü